29 Ağustos 2020 Cumartesi

Artemis - Kitap Yorumu


Jazz Bashara hiçbir zaman kahramanlık peşinde koşmamıştı. Tek isteği zengin olmaktı. 

Artemis… Ay'daki tek şehir. Eğer çok zengin değilsen ya da bir turist olarak ziyaret etmiyorsan Ay ve Artemis, tabiri caizse "zalim bir sevgilidir". Haliyle hayatta kalmak için ufak tefek kaçakçılıklar yapmak pek de beklenmedik bir şey değil. Özellikle de çok borcun varsa ve alın terin bu borçları kapamaya yetmiyorsa. 

Ek iş olarak kaçakçılık yapan Jazz'in hayatı da karşısına reddedemeyeceği bir teklif çıkınca tamamen değişir. Küçük bir kaçakçı olarak kalkıştığı bu büyük sabotaj boyunu aşacak ve beklediğinin de ötesinde Jazz, tüm Artemis'in kontrolünü ele geçirmeyi ilgilendiren bir komplonun ortasında bulacaktır kendini. Bundan sonra alması gereken risk, işe ilk girdiği zamankinden çok daha büyüktür. 


Herkese merhaba! 5-9 Ağustos okuma maratonum dolayısıyla okuduğum Artemis, uzun zamandır okuduğum ilk bilim-kurgu romanıydı. Maraton videosuna buradan ulaşabilirsiniz. Artemis'i okurken yazarın mühendislik, kimya bilgisine ve teknolojik terimlere olan hakimiyetine hayran kalmadan edemedim. İşte gerçek bir bilim-kurgu romanı böyle olmalı, diye düşündüm. Okurken insan gerçekten bir bilim-kurgu romanında aradığı her şeyi buluyor, doyuma ulaşıyordu. Yazarın bilgisini aktarış tarzı, kitabı çok daha gerçekçi hissetmemizi sağlıyordu. Bu kitaba dair en iyi şey buydu sanırım. Sırf bu dilin hazzını tekrar tatmak için yazarın Marslı romanını da okumak istiyorum.


Bilimsel yönünden çok kaliteli bir roman olduğunu düşünsem de, bence kurgusal yönü biraz zayıf kalmıştı kitabın. Kitabın üzerine kurulu olduğu olayın genelini amatörce buldum. Karakterler  ve çevre olarak dünya çapından kültürleri birleştirmesi gerçekten çok hoşuma gitti fakat karakterlerin kişiliklerini oldukça sığ bulmadan edemedim. Özellikle başrol... Ah o başrol, gerçekten çok kötüydü.

Başrolümüz Jazz beklenmedik derecede ağzı bozuk, erkeklerin ancak rüyalarında görebileceği kadar havalı bir kadın karakter. Jazz kesinlikle yazarın ergenlik fantezilerinden kalma bir hayali gibiydi. Karakterin ve çevresinde dönen olayların pek gerçekçi olmaması yanı sıra komik denecek derecede saçma bir düşünce sistemi vardı. 


Size biraz Jazz'den bahsedeyim:
  • Ateşli ve güçlü. Cinsel açıdan oldukça aktif ve herkes ona bununla ilgili imalarda bulunuyor. Her nasılsa kitap boyunca hiçbir cinsel aktivitede bulunmadı.
  • Aşırı zeki. Öyle ki insanların ömrünü ayırarak uzmanlaştığı alanları ve icatlarını internetten bulduğu 3-5 makaleye bakarak derinlemesine öğrenebiliyor. Fakat en kötü yönü bu değil. En kötü yönü karakterimizin çocukluğundan beri zekasını gören herkesin "çok zekisin, şu alanda çok iyi olabilirsin, bu alanda harikalar yaratırsın" gibi sözlerine ergence bir tavır alması ve "Ay yeter sakın kimse bana zeki demesin duymak istemiyorum artık... Bana ne ya, ben ömrümü ayak işleri yaparak geçireceğim ama bu arada en büyük hayalim çok zengin olmak, hatta hayatımı buna adıyorum ama asla zeka isteyen bir iş yapmam, kaçakçı olarak zengin olmaya çalışmayı tercih ederim" diye düşünerek okurlar olarak bizleri delirtmesi...
  • Ahlak veya etik anlayışı yok. Yasadışı işleri sonuçlarını pek de umursamadan gayet de güzel yapıyor. Ama sonra biri çıkıp "sen şunu asla yapmazsın, çünkü kaçakçı da olsan bir iş ahlakın var" diyor. Karakteri havalı ama çok sağlam gösterme çabası da bir yere kadar çekiliyor be yazar bey...
  • Pervasız. Bir de zeki olacak... Önce bir cesaret ile aptallık arasındaki farkı anlamak lazım. Zıvanadan çıktım okurken.


İşte böyle. Karakterler bana çok anlamsız geldi okurken. Yine de sırf kitabın bilim-kurgu açlığımı doyurma başarısından ötürü çok puan kıramıyorum. Kıyamam çünkü ne olursa olsun gerçekten zevkle okudum. Yazarın oluşturduğu gelecek, gerçekten haz vericiydi. Fakat kurgunun daha iyi olabilecek potansiyeli vardı ve kullanılamamıştı, bu yüzden en azından 1 puan kırmakta tereddüt etmedim.


Yazar: Andy Weir     Yayınevi: İthaki      Çevirmen: Emre Aygün
Sayfa Sayısı: 305     GoodReads Puanı: 3.66

6 yorum :

  1. Baş karakter şimdiye kadar okuduğum en ağzı bozuk karakterdi sanırım. Ve fazlasıyla kaprisli. Yazar oluşturduğu bu dünya için daha sağlam bir kurgu ile üçleme yapabilirdi bence.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle! Böyle düşünen tek kişi olmadığıma sevindim...

      Sil
  2. Marslı'yı iki kere okumaya çalışmış, ikisinde de başarısız olmuştum. Bilim yönü fazlasıyla tamamdı ancak kurgu yönü resmen yoktu. O kadar çok bilgi de bir yerden sonra sıkmıştı. Kitabın yazarına dikkat etmeden yorumunu okuyordum ve konusu ilgimi çekmişti. Ancak yazarı hatırlamam ben de önyargı oluşturdu şu an.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki yazarın tarzı bu... Artemis'te de kurgu oldukça yavandı bence :/

      Sil
  3. Bu kitabı okumadım. Marslı'yı da okumadım ama filmini sinemada izlemiş ve çok sevmiştim. Bilim-kurguyu okumayı değil izlemeyi tercih ediyorum. Türde kullanılan dil gözümü korkutuyor.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben sayısalcı olduğum için zevk aldım ama bu tarz alanlarla ilgilenmeyenler için gerçekten de ağır ve/veya sıkıcı olabileceğini kabul ediyorum. Marslı'yı da iyice merak ettim şimdi...

      Sil