19 Eylül 2020 Cumartesi

Gölgeler Kraliçesi (Cam Şato #4) - Kitap Yorumu


Arka Kapak

Karşınızda Kendisinin Şampiyonu Celaena Sardothien.

Celaena sevdiği herkesi kaybetti. Ama intikam için krallığa dönmeye yemin etti. Terrasen’in Kraliçesi Aelin olarak, Adarlan Krallığı’nın başkenti Rifthold’a geldiğinde tek amacı büyüyü yeniden özgür bırakmaktı. İntikamını alırken; Adarlan’a gelen Rowan, kalbini kıran ve krala isyan eden Chaol, uğruna savaşmak zorunda olduğu kuzeni Aedion ve kötü bir geçmişi paylaştıkları fahişe Lysandra da ona yardım edecek.

Cam Şato, Karanlık Taç ve Ateşin Vârisi’nden sonra Gölgeler Kraliçesi ile Sarah J. Maas yazarlığını ve epik masalını zirveye taşıyor. New York Times çoksatan yazarı Sarah J. Maas’ın bu kitapta yarattığı dünyanın yaratıcılığına ve kusursuzluğuna inanamayacaksınız. 
Herkese merhaba! Cam Şato serisine olabildiğince yavaş bir şekilde devam etmeye çalışıyorum. Çok uzatmadan 4. kitap ile ilgili genel görüşümden başlayayım:

Vay. Canına. Artık bu seriyi gerçekten çok ama çok sevdiğimi itiraf etme zamanım geldi. Daha şimdiden kendimi bu seriyi ikinci-üçüncü kez okurken görebiliyorum. Sanırım benim bir seriyi favorilerime ekleme standardım bu: Birden fazla kez okumaya katlanabilir miyim? Ve bu Cam Şato serisi için devasa bir "evet" alıyor. Hatta kitapları sömürürcesine hızla okuduğum için kaçırdığım detaylar bile olabilir, ikinci okumada daha farklı detayları görüp daha farklı bir okuma zevkine erişebilirim gibi geliyor. Ama şimdi bunu bir kenara bırakalım ve kitaba geçelim.

Olabildiğince üstü kapalı yazdım fakat Spoiler içerir diyebiliriz: 

1- Öncelikle bu kitaptaki yan karakterler bir harikaydı! Her kitapta seriye yeni karakterler dahil oluyor, bu kitapta gelenlere ise apayrı bayıldım! Nesryn, Lysandra, Evangeline, Arobynn, Lorcan, Elide ve daha niceleri... hepsi çok orijinal karakterlerdi. Zaten kitabın ilk yarısının başrolü Arobynn'di diyebilirim. Az ısınmadım kendisine açıkçası, çok renkli ve zeki bir karakterdi. Ama yeterince değil... Lysandra ile ilgili de bir ship alarmları alıyorum ama şimdilik sesimi çıkarmıyorum, sakin durup gözlem yapmaya devam edeceğim ;)


2- Kitabın başlarında sıkıldım, her kitapta benzer şeyler yaşıyorum. Gerekli olduğunu da anlıyorum gerçi yapacak bir şey yok sanırım. Bir de Rowan'ın yokluğu... Zaten bir önceki kitabın sonundan Rowan'ın bu kitapta en azından başlarında bir süre görünmeyeceğini anlamıştık fakat bu kadar uzun süre yokluğunu çekmek benim için zordu, anlıyorsunuz ya? 250 sayfa! Resmen kitabın yarısını Rowan'sız geçirdik :(

3- Kitabın sonunda art arda patlayan bombalar seri boyunca yolundan hiç sapmadı. Bu kitap genel olarak uzun zamandır olmasını beklediğimiz olayların gerçekleşmesinden oluştuğu için çok şaşırmadım kitap boyunca yaşanan olaylara -fakat oldukça tatmin ediciydi yine de-. Ama tabii yine kitabın sonunda ortaya çıkan şeyler beni şaşırtmayı bırakmadı. Çok kurnaz bir kadın bu SJM. Ayrıca cidden çok zeki... Örümceğin ağını örmesi gibi örmüş kurguyu. Erawan ile ilgili açığa çıkan sır resmen beni alt üst etti ve bu şekilde olmasına... hayran kaldım! Gerçi Chaol'un kitaptaki son haline pek hayran kalamadım... bu kadar yüklendiğin yetmedi mi şu karaktere sevgili SJM!


4- Rowan ve Aelin'in siz deyin partnerlik ben deyim dostluk ilişkisi, sonunda romantizme doğru kaymaya başladı. Hem de çook güzel bir şekilde. İkisinin sahnelerinde kah ağladım kah güldüm ve çıldırdım. Yeri gelince heyecanlı yeri gelince çok duygusal oldu. Benim için çok beklenmedikti, ne olursa olsun severdim ama böyle olunca da bir ayrı sevdim...

5- Manon-Aelin ilk karşılaşma! Aman Allahım! İşte bu, kesinlikle beklenmedik ve çok güzeldi. Özellikle Manon-Dorian arasında ekilen sessiz ilişki tohumları... Bu ikilinin bir devamı olacak mı çok merak ediyorum gerçekten. Manon sahnelerinde Elide'dan pek hazzedemesem de On Üçler'e ayrı bir bağlandım. Ateşin Varisi'nde zorla okuyordum ama bu kitapta çok severek okudum bunları. On Üçler'e dair berbat bir spoiler almış olmasaydım keşke! Bir de Asterin'in başına gelenler hepimizin kalbini eritmedi mi ama...


6- Yazar bu kitapta Chaol'a fazla mı yüklenmiş bana mı öyle geliyor. Sırf Rowan-Aelin ilişkisini haklı çıkarmak adına Chaol'u nefret edilesi bir karaktere çevirmesine gerek yoktu bence. Benzer davranışları ikinci kitapta Dorian'a da yüklemişti. Bu pek hoşuma gitmedi doğrusu. Bir ve ikinci kitapta gördüğümüz Chaol karakteri bu karakter değildi. Çelişkiler beni rahatsız etti. Yazar bunu telafi edecekmiş 6. kitapta fakat benim içimde hep bir yara olarak kalacak bu davranışlar...

Spoiler sonu

Kitabı gerçekten çok sevdim ama kelimelere dökemiyorum hislerimi... Bu da böyle parçalı incelemeler içeren bir yorum olsun. Fırtınalar İmparatorluğu'nu okumak için sabırsızlanıyorum, içim kıpır kıpır resmen. Serinin şu an bulunduğu yeri çok sevdim, ne zamandır beklediğimiz olayların gerçekleşmesi içimi rahatlattı. 5. kitap da ne zamandır beklediğimiz savaşı konu alacak sanırım, içim içime sığmıyor! Ama kalbimi yaşlandırmamak adına bir mola verip araya ince bir kitap alacağım. O yorumda görüşmek üzere o zaman, hoşça kalın!

Yazar: Sarah J. Maas    Orijinal İsim: Queen of Shadows     Yayınevi: Dex     

 Sayfa Sayısı: 632      GoodReads Puanı: 4.56

4 yorum :

  1. Rowan'ın geç gelmesi benim de sinirlerimi bozmuştu... Ayrıca Aelin ve Manon kapışması mükemmeldi <33 Her kelimene katılıyorumm

    YanıtlayınSil
  2. Ben hala bu seriyi okumadım 🙈

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu tarz kitapları sevmiyorsanız çok şey kaçırmış sayılmazsınız :)

      Sil