Nora'nın Kitaplığı : 2021

8 Haziran 2021 Salı

Hedef (Off-Campus #4) - Kitap Yorumu


Sabrina hedeflerine ulaşmakta iyiydi…

Üniversitenin son senesinde olan Sabrina James tüm geleceğini planlamıştı: Mezun olacak, hukuk okulunun canına okuyacak ve amansız bir hukuk firmasında yüksek maaşlı bir işe girecekti. Şüphesiz ki, ilk görüşte aşka inanan yakışıklı hokey oyuncusu, onun utanç duyduğu geçmişinden kaçış planlarının bir parçası değildi. Sabrina’nın John Tucker’a tek verebileceği ateşli bir geceydi, fakat bazen tüm hayatının değişmesi için bir gece yeterliydi.

Fakat oyun daha da karmaşık hale gelecekti…

Tucker yıldız oyuncu olmak kadar takımın bir parçası olmanın da öneminin farkındaydı. Buzun üzerinde spot ışıklarından uzak durmakta sorun görmüyordu fakat yirmi iki yaşında baba olması gerektiğinde kenarda durup izlemekle yetinmeye hiç niyeti yoktu. Yakında çocuğunun annesi olacak kadının güzelliği, zekâsı ve onun bütün enerjisini istiyor olması sorun değildi. Sorun olan şey, Sabrina’nın kalbini açmıyor olmasıydı ve bu sıkı kumralı yardım kabul etmeyecek kadar inatçıydı. Eğer Tucker rüyalarının kadınıyla bir gelecek istiyorsa, Sabrina’yı bazı hedeflere asla tek başına ulaşılamayacağına ikna etmesi gerekiyordu.
Bu kitabı gerçekten sevmedim ve üzerine düşündükçe daha da az sever oldum. Tucker zaten sosyal açıdan pasif bir karakter olduğu için çok ısınamamıştım ama yine nötr kaldım ona. Ama Sabrina... yani davranışlarına dair öyle çok yanlışlık var ki, karakter sayısı yetmiyor anlatmama. Bizim yıldızlarımız hiç barışamadı anlayacağınız. Karakteri geçtim, kurgu da bayağı bir yavaş aktı benim için, öyle ki kitap okuma hevesimi kaybettim ve bitirmek için kendimi zorlamam gerekti. İkilinin arasında cinsellik dışındaki duygular bana hiç geçmedi. Tucker zaten yapısı gereği Sabrina’ya çok değer veriyordu, bunu hissettim ama Sabrina için aynı şeyleri söyleyemiyorum. Aslında diğerlerinden çok bir farkı yoktu belki de ama ben başlarda sevsem de kitap ilerledikçe soğuduğum için sonlara doğru iyice zorlanmış olabilirim 😞

Uzun uzun yorum yapabilirim ama hepsi Sabrina hakkında yakınıp neden haklı olduğumu ispatlamaya çalışmakla dolu olur muhtemelen. O yüzden bu kitaba hak etmediği bir emeği vermeyip yorumu burada keseceğim sanırım. Okuyalı bir ayı geçmiş olmasa belki daha objektif bir yorum yapabilirdim ama şu an aklımda sadece neden sevmediğim kalmış. O yüzden bu kitabı Off-Campus'ün başarısızlığı ilan ediyor ve kaçıyorum :D (En kısa yorumum bu olabilir mi?)

 Yazar: Elle Kennedy     Çevirmen: Tuba Özkat      Yayınevi: Yabancı

 Sayfa Sayısı: 384      GoodReads Puanı: 4.05


Uzaktan Kumandalı Kız - Kitap Yorumu

 
"Bütün dünyayı programlamışlar!"

Alice B. Sheldon 1967 yılında James Tiptree Jr. adıyla bilimkurgu yazmaya başladığında kimse onun aslında bir kadın olduğunu bilmiyordu. Bu durum ortaya çıktığında ise insanlar ne şaşkınlıklarını gizleyebilmiş ne de yazarı takdir etmekten kendilerini alabilmişti. Ötekilikten cinsiyete, gerçeğin yanıltıcılığından insanın evrendeki yerine kadar pek çok konuyu eşsiz üslubuyla anlattığı onlarca eserinin en önemlilerinden biri olan Uzaktan Kumandalı Kız'da ise Tiptree yalnızca kendisinin yazabileceği, feminist, antikapitalist bir siberpunk hikâye ortaya koyuyor.

Kurumlarca yönetilen bir yakın gelecek. Reklamların yasaklandığı bir distopya. Bu durumla baş etmek için farklı yöntemler deneyen şirketler. Bu mücadele sonucunda ortaya çıkan ve tek görevleri alışveriş yaparken görüntülenip subliminal reklamların bir parçası olmak olan popüler kültür ikonları – yani geleceğin tanrıları.

Kendi halinde bir kız olan ve hastalığından dolayı fiziksel olarak fazlasıyla deforme hatta çirkin P. Burke hiç beklemediği bir anda hayatının fırsatıyla karşılaşır. Elinde artık bir tanrı olma fırsatı vardır, hem de insan elinin ürettiği en güzel canlılardan biri olarak, Delphi olarak.

Kilometrelerce öteden P. Burke'ün kumanda etmesiyle dünyayı sarsmaya başlayan Delphi şöhret basamaklarını hızla tırmanırken bu akıldan yoksun Kumandalı'nın arkasındaki Burke de yaşam amacını bulmuş gibidir. Ta ki bu sahte bedenini fazla benimseyip âşık olana dek.

İnsanı insan yapan bilinci midir? Ruh mu bedene hapistir yoksa beden mi ruha?

Uzaktan Kumandalı Kız, hayallerin yeniden bedenlenme süreci.

Açıkçası “70 sayfalık Uzaktan Kumandalı Kız adlı bir bilim-kurgu novellasından ne beklerim” diye düşününce, bu kitaptan fazlası gelmiyor aklıma. Benim için gayet yeterli ve aldığı ödülü de hak etmiş bir hikayeydi. Puanının bu kadar düşük olması beni biraz şaşırttı doğrusu. Okurlar olay bazlı bir hikâye beklentisine girip analiz/detay ağırlıklı bir kurgu okudukları için aradıklarını bulamayıp hayal kırıklığına uğramış olabilirler belki de diye düşündüm.


Kitabı zevkle okusam da, en az kitap kadar etkilendiğim kısım, kitabın önsözüydü. Ursula K. Le Guin tarafından yazılan önsöz, yazara dair bazı gerçeklere ışık tutmakla beraber yazarlar dünyasındaki kadın-erkek yazar üslubu stereotype’ına dikkat çekiyordu. Kendisine çok hak verdim ve gerçekten düşününce benim de benzer etiketlemeler yaptığımı fark ettim. “Kadın yazar kitabı”, “erkek yazar kitabı” denilince aklımda belli türler ve kriterler oluşuyor gerçekten ve bu önyargımızın önüne geçmek yazarlar için zor, özellikle kadın yazarlar için. Bu gözle okuyunca yazarımızı bu kitabında (ve kadın olduğunu açıklayınca toplumdan gelen tepkilere bakılırsa diğer eserlerinde de) bütün erkek-kadın yazar algılarına başarılı bir şekilde meydan okuduğu için takdir etmemek elimde değildi.

Kitabın anlatım tarzı son zamanlarda okuduklarımdan farklıydı ve hoşuma gitti. Anlatıcı doğrudan okura ‘zombi’ diye hitap ederek bir olayı anlatıyor: “Bakın şimdi size ne anlatacağım” benzeri şeyler deyip tanrı bakış açısıyla karakterin yaşadıklarını anlatırken arada sırada da hikayeye dahil olmaya devam ediyor.

Yazarın psikoloji eğitiminden aldığı bilgileri bir bilim kurgu kitabına yedirmesi hoşuma gitti. P.Burke’ün hisleri bana roleplay oyunlarındaki hislerimizi anımsattı. Gerçek kimliğimizin dışına çıkıp olmak istediğimiz veya hayran olduğumuz bir karaktere bürünebilme ve onun hayatını deneyimleyebilme şansı gerçekten fazlasıyla çekici oluyor bazen. P.Burke gerçekten de Delphi olarak cenneti yaşıyor, ta ki bir anarşistle birbirlerine aşık olana kadar...


Tiptree’nin -yoksa Sheldon mı demeliyim?-yarattığı gelecek oldukça ilgi çekiciydi. Reklam yasağı olayı da güzel bir detaydı, cyberpunk bir evrende anti-kapitalist bir düşünce tarzı olması ironik geldi bana ama muhtemelen bir daha denk gelemeyeceğim bir şey olduğu için bu dünyayı özümseyerek okudum. Kitapta sık sık üzerine bilim kurgu perdesi çekilmiş politik göndermeler okuyormuşum hissine kapıldım.

Yazar teknik detayları da o kadar ince düşünüp güzelce kurgulamış ki, aşina olduğum konular olmasına rağmen yazmamış olsa hiç sorgulamayacağım bazı detaylara yer vermiş olması (veri aktarımı, gecikme süresi...) benim için güzel bir sürpriz oldu. Ama ben anlamıyorum öyle şeylerden, okurken araştırmayı da pek sevmem diyorsanız, bu detayları atınca -zaten kitap bir novella (kısa hikâye) olduğu için- basit bir kurgudan fazlası kalmıyor geriye maalesef. Ama ben detaylarını da sıkılmadan okudum ve yazarın düşünce ve anlatım tarzı beni eğlendirdi, o yüzden oldukça sevdiğim bir kitap oldu 💘
Yazar: James Tiptree Jr.     Çevirmen: Begüm Kovulmaz     Yayınevi: İthaki

 Sayfa Sayısı: 70      GoodReads Puanı: 3.59

Paramparça Prens (The Royals #2) - Kitap Yorumu

Bu aşk benim sonum olacak

Reed Royal zengindi, yakışıklıydı, güçlüydü. Okuldaki her kız onunla olmaya can atıyor, her erkek onun yerine geçmek istiyordu. Ancak Reed ailesi dışında kimseyi önemsemezdi. Ta ki hayatına Ella Harper girene kadar.

Babasından ve onun yeni oyuncağından intikam almak isterken kendini bambaşka bir çıkmazda bulmuştu. Artık tek arzusu Ella’nın güvende ve yanında olmasıyken, yaptığı bir hatayla her şey elinden kayıp gitmişti. Herkes Royalların zehirli olduğunu söylüyordu ve belki de haklılardı.

Etrafı sırlar, düşmanlar ve ihanetle sarılmışken, Reed gerçek bir Royal olduğunu kanıtlamak ve ailesini korumak zorundaydı.
Öncelikle bence okuyan herkesin de bana katılacağını düşünerek söylemek istiyorum ki, bu kitap mod olarak ilkinden bir tık düşüktü. Bu kitapta olabileceğini düşündüğüm birçok çılgınca olayın hiçbiri olmadı ve bu da bana yazarların potansiyeli olan bir kitabı bayık bir romantiğe dönüştürerek harcadığını fark ettirdi. Açıkçası ilk kitapta en az ilgimi çeken şey romantizm kısmıydı zaten. Oradaki her yaşanana şok olma hissi, kitabı her an fırlatacakmışım gibi hissetmeme rağmen merakla okumam, bunlardı bu seriyi benim için ilginç yapan şeyler. Ama yazarlar bu kitapta resmen tüm bunları törpülemiş ve muhtemelen aldıkları eleştiriler ve duyarcılıklar sonucu, neredeyse klişe bir olay örgüsüne çevirmişler.

Spoiler içerir
İlk kitabın sonu Ella'nın gidişiyle bomba gibi bitmişti. Yazarların bu durumu daha güzel ve çarpıcı bir şekilde değerlendirmelerini isterdim. Ama resmen sırf ilk kitap heyecanlı bitsin ve herkes ikinciyi alsın diye yazılmış bir olaydı çünkü hiçbir şey olmadan Ella paşa paşa evine döndü, bir de üstüne haksız çıkarıldı. Reed'in tamamen suçsuz olması falan hiç ilk kitabın aksiyonuna yakışır şeyler değildi. Tabii ki 'aldatma'yı doğru bulmuyorum ama ben bu seride bol bol kaos olmasını beklerken yazarlar resmen 'aman bir daha toksik demesinler' diyerek fazlasıyla güvenli kıyılarda yüzmüşlerdi bu kitapta. 

Yine aksiyonu, eğlencesi vardı, özellikle ikinci yarı su gibi aktı ama aradığım verimi bulamadım yine de. Ayrıca Reed'in gözünden yazmalarını da beğenmedim. Ella'nın yerinde olup karşısındakinin sözleirnin doğruluğundan emin olamamak, gerçek niyetlerinin gizemli kalması çok daha heyecanlıydı. Yazarlar sırf Reed'in suçsuzluğunu kanıtlayıp mülayim göstermek amacıyla onun gözünden yazmışlar ve bu da benim bütün heyecanımı kaçırdı. Bir de ortada hiçbir şey olmamasına rağmen Ella'nın naz yapması Reed'in suçsuzluğunu kabullenmeyip yeni yeni kılıflar uydurması falan çok gereksizdi. Sanki yazarlar Reed suçsuz ama Ella da suçlu değil, o da kendine göre haklı diye bağırıyordu. Hiç gerek yoktu yani, biz bu karakterleri hatalarıyla sevmiştik zaten. Bu kitap fazla  'okular ne düşünür' kaygısıyla yazılmış gibi hissettirdi bana.
Spoiler bitti

Bu kitabın kralı tartışmasız Easton'dı. Gerçekten kitapta ne zaman ortaya çıksa bir modum yükseldi, daha da bir severek okudum. Kendisi bazen gereksiz duygusal olsa da tartışmasız favori karakterim. Bu kitapta Callum da zekasıyla saygımı bir tık kazandı diyebilirim. Ayrıca kitap yine çok heyecanlı bitti ve sıradaki kitabı çıkar çıkmaz almak istiyorum yine. Bu serinin taktiği de buymuş, çözmüş olduk.
The Royals serisi yorumlarım:

3. Çarpık Saray
3,5. Tarnished Crown
4. Fallen Heir
5. Cracked Kingdom

Yazar: Erin Watt (Elle Kennedy & Jen Frederick)  Çevirmen: Aydan Yalçın   Yayınevi: Yabancı

 Sayfa Sayısı: 320      GoodReads Puanı: 4.04



18 Mayıs 2021 Salı

Hesaplaşma (Off-Campus #3) - Kitap Yorumu

Bu kızı kazanmak için birkaç gösterişli hareketten fazlası gerekiyordu…

Allie Hayes’in hayatı tam bir karmaşaydı. Mezuniyeti yaklaşmıştı ve hâlâ ne yapacağına dair en ufak bir fikri yoktu. Bu da yetmiyormuş gibi bir de uzun süredir devam eden ilişkisi bitmiş ve kalbi kırılmıştı. Sorunlarının çözümü elbette ki çılgınca sevişmek değildi ancak yakışıklı hokey oyuncusu Dean Di Laurentis’e karşı koymak imkânsızdı. Tabii ki bu bir defaya mahsus bir şeydi çünkü her ne kadar geleceğinde belirsizlikler olsa da Allie, tek gecelik ilişkiler kralının geleceğinin bir parçası olmadığına emindi.

Dean gol atmakta başarılıydı; hem buz pistinde hem de pist dışında. Her zaman istediğini elde ederdi. Kızlar, iyi notlar, itibar, kızlar… Pek tabii kızların peşinde koştuğu bir adamdı ve kendisine karşı koyabilen bir kadınla henüz tanışmamıştı. Ta ki Allie’ye kadar. Bu ateşli sarışın bir geceliğine dünyasını sarsmıştı ve şimdi arkadaş olmak mı istiyordu? Asla. Dean bitti diyene kadar bitmeyecekti. Kızı ikna etmek için kolları sıvamıştı ancak altüst edecek olaylar yaşandığında belki de odaklandığı şeyin aradığı şey olmadığını düşünmeye başlayacaktı.

Herkese merhaba! Geldik Off-Campus serimizin 3. kitabı Hesaplaşma'ya. Öncelikle Instagram'dan beni takip eden herkesten bu kitabı okurken yaptığım hesaplaşma zamanı geldi esprileri için özür dilerim, elimde değil 🤣 Kitapların adı çok dandik geliyor bana, neden orijinal adı olarak bırakmadılar bilmiyorum. Her neyse, davul seslerini alalım çünkü serideki en çok sevdiğim kitaplardan birine geldik! Şımarık, utanmaz prensimiz Dean ve serideki favorim, Hannah'nın en yakın arkadaşı, canım kızım Allie. Bu kitapta gerçekten de hem kız hem erkek karakterlerimizi çok sevdim, özellikle Allie gerçek hayatta çözümleyemediğim bazı hislerime tercüman olduğu için onu ayrı bir sevdim. Dean'i ise bütün klasik muhteşemlikleri bir yana, kusursuz olmadığı ve bana gerçekçi hissettirdiği için sevdim. İkilinin uyumları ise her yönden muhteşemdi, bana gerçek hayata en yakın çift onlarmış gibi geldi.


Bu kitapta, tam her şey güllük gülistanlıkken gerçekten gönüllerimize kor gibi düşen bir olay yaşandı ve her şeyi tepetaklak etti. Bunun bir kitap, hem de çerezlik diye nitelendirdiğim bir kitap olduğunu bilmeme rağmen gerçekten etkilendim. Hata yorumumda bahsettiğim geçiş fazını tetikleyen olay da bu oldu bu kitapta. Bu sefer kız karakterimiz Allie de gerçekten savaştı ve bunu görmek çok hoşuma gitti. Ama her şeyin, herkesin bir sınırı vardır tabii. Yine de Allie boş naz yapıp işi Dikmen yokuşlarına sürmediği için rahatladım. Dean'in el bebek gül bebek büyümesi sebebiyle duygusal açıdan güçsüz olma durumunu doğal karşıladım ve hayatındaki sorunları aşıp olgunlaşmasını izlemek benim için çok tatmin edici ve mutluluk vericiydi.

Dean ve Allie çok dinamik bir çiftlerdi ve bu kitap diğerlerine kıyasla bayağı bir cinsellik odaklıydı. Yine de bu durum benim için ikilinin arasındaki romantik hislerin önüne geçmedi, eğlenceli ve komik olayların bol olmasının yanı sıra, karakterleri de sevdiğim için kitapta herhangi bir eksiklik hissetmedim. Gerçekten düşündükçe heyecanlandığım bir kitap oldu ve Anlaşma gibi bu kitabı da çerezlik ihtiyacım olursa tekrar okuyabilirim. Eline sağlık sevgili yazarım, yine döktürmüşsün 💕


Kitabın sonunda ise öyle bir cümle vardı ki, resmen kafamıza geldi. Böyle bir bomba ile kitabı bitirmek kesinlikle haksızlık diye isyan ettim istemsizce. Her yönüyle çok sevdiğim bu kitap, Off-Campus'teki -ilkine çok yakın- ikinci en sevdiğim kitap oldu. 🥰

Off-Campus Serisi Yorumlarım:
2. Hata
4. Hedef

Yazar: Elle Kennedy     Çevirmen: Tuba Özkat      Yayınevi: Yabancı

 Sayfa Sayısı: 400      GoodReads Puanı: 4.26

 

Hata (Off-Campus #2) - Kitap Yorumu

O birden fazla alanda tam bir oyuncuydu…
Ama bu defa onu bekleyen, çok sıkı bir oyundu…

 John Logan istediği her kızı tavlayabilirdi. Bu hokey yıldızı için hayat, partiler ve tek gecelik ilişkilerden ibaret gibiydi ama baştan çıkarıcı gülüşünün ve rahat tavırlarının ardında mezuniyet sonrası hayatı ile ilgili giderek artan bir umutsuzluk yatıyordu. Birinci sınıf öğrencisi Grace Ivers ile yaşadıkları seksi bir karşılaşma, Logan'ın tam da aradığı şeydi fakat düşüncesizce yapılan bir hata Grace'i ondan uzaklaştırdığında, Logan'ın tek bir amacı kalmıştı; ikinci bir şansı hak ettiğine Grace'i inandırmak. Pek de gösterişli denemeyecek ilk senenin ardından Grace, Briar Üniversitesi'ne daha olgun, daha akıllı ve kendisini küçük düşüren kibirli hokey oyuncusunu kesinlikle unutmuş olarak geri dönmüştü. O artık, ilk buluştuklarındaki naif kız değildi ve kimsenin acımasına ihtiyacı yoktu. Eğer Logan onun hokey oyuncularına hayran diğer kızlar gibi sırtüstü yatıp ona yalvaracağını sanıyorduysa, çok yanılıyordu. Logan onu geri mi istiyordu? O zaman bunun için uğraşması gerekecekti. Bu defa ipler Grace'in elindeydi... ve Grace onu çıldırtmaya kararlıydı.
Merhabalaar! Fazlasıyla ertelenmiş Off-Campus serisi yorumlarıma devam ediyorum. Anlaşma'dan sonra bir gazla Hata'ya başladım ve bu kitabı da çok sevdim! Ama kitaptaki romantizmi Anlaşma kadar sevemedim maalesef. Logan'ı çok sevsem de Grace'in boşboğazlığı ve saçmalamaları bana utanç verici geldi. Biraz özgüvensiz olması ve başkalarının gölgesinde yaşaması, bu derece silik bir karakter olarak kitabın başrolü olmasından çok hoşlanmadım. Aşk, aşktır tabii ki ama Grace her kendisiyle ilgilenen erkeğe düşebilecek gibiyken Logan'ın Grace'te tam olarak ne bulduğunu pek iyi açıklayamamış yazar. Ayrıca Logan sevdiğim bir karakter olsa da Grace ile tanışma sahneleri, gerçekten bayağı bir soğuttu beni. Sonra yine içine aldı tabii kitap, akıcıydı ve eğlenceliydi ama bir şeyler eksikti işte.

Bu arada yorumumda kitabın içeriğinden bahsediyor olabilirim, o yüzden bu konuda hassasiyetiniz varsa devamını okumayın derim 💘

Bir de her kitapta bir 'ayrılık dönemi' tarzı bir mutlu son öncesi geçiş fazı koymayı aklına koymuş belli ki yazar. Ben bu kitaptaki geçiş fazını çok sevmedim. Grace abarttı sanki durumu, sonrasında da çok fazla naz yaptı, beni bayağı bir yordu yani. Çocuk aklında biri varken seninle ilgilendi diye suçlu mu yani? Kocaman bir insan olarak çocuğun ilk görüşte kendisine aşık olup aklından her şeyin silinmesini beklemesi biraz abartıydı. Hannah'yı unut öyle gel de o zaman yani sanki Logan ömrünün sonuna kadar Hannah ile Garrett'ı izleyecek âşık âşık. Yordu yani.


Şunu söylemeliyim ki bir romantik kitapta okuduğum karakterleri başka bir kitapta yan karakter olarak görmekten hoşlanmıyorum. Normalde onları ne kadar seviyor olsam da başka bir kitapta, başkasının gözünden görünce soğuyorum. Hannah'yı hiç sevemedim bu kitapta. Logan'ın ona olan ilgisi garipti ama Hannah'nın dünyanın en zekice keşfini yapmış gibi aslında ilgisinin ona değil de bir ilişki bulmaya yönelik olduğunu söylemesi, herkesin de 'aa gerçekten de öyle vay be' diye kabullenmesi biraz zırvalıktı doğrusu. 

Ayrıca Logan'ın babasını yıllardır bir rezalet olup tam da olması gerektiği zamanda çat diye düzelip adam olması neydi öyle ya? Tamam romantik kitaplarda çok mantık aramıyoruz da, kurgunun temellerine biraz özen gösterilmesini beklerim yine de. Mucize okumak istesem kutsal kitapları irdelerim zaten. Bu kitapta böyle bir eksik bulduğum için çook kararsız kalarak 1 puan kırdım. Pişman değilim ama bu kitabı da çok seviyorum, bunu da tekrar söylemeden geçmeyim. Öyle ki, bu biter bitmez üçüncü kitaba atladım direkt 😋

Peki siz bu seriyi okudunuz mu, en sevdiğiniz kitabı hangisi oldu? 💖

Off-Campus Serisi Yorumlarım:
2. Hata
3. Hesaplaşma
4. Hedef
Yazar: Elle Kennedy     Çevirmen: Tuba Özkat      Yayınevi: Yabancı

 Sayfa Sayısı: 376      GoodReads Puanı: 4.11


Anlaşma (Off-Campus #1) - Kitap Yorumu

"Okulun kötü çocuğuyla anlaşmak üzereydi ve işler fena halde karışacaktı..."

Hannah Wells onu baştan çıkaracak birini sonunda bulmuştu. Hayatındaki diğer her şey konusunda son derece kendisine güvenmesine rağmen, konu seks ve arzulara geldiğinde boş çuvaldan farkı yoktu. Hoşlandığı adamın dikkatini çekmek için sinir bozucu, çocuksu ve kendini beğenmiş hokey takımı kaptanına özel ders verip onunla çıkıyormuş gibi davranmak zorunda kalsa da, bunu yapmaya kararlıydı.

Garrett Graham'ın tek istediği mezun olduktan sonra profesyonel hokey oyuncusu olmaktı, ancak düşen ortalaması, uğruna çalıştığı her şeyi tehdit ediyordu. Eğer alaycı bir esmer güzelinin başka bir adamı kıskandırmasına yardım etmek takımdaki pozisyonunu garanti altına alacaksa buna katlanırdı. Fakat beklenmedik bir öpücük her ikisini de daha önce yaşamadıkları bir arzu yolculuğuna sürüklediğinde, Garrett numara yapmanın hiçbir işe yaramayacağını anlamıştı. Şimdi sadece Hannah'yı aradığı adamın kendisine çok benzediğine ikna etmeliydi.
Herkese merhaba! Size görünce benim de en başta yaptığım gibi yüzünüzü buruşturacağınız bir serinin ilk kitabıyla geldim: Anlaşma. Şu kapağı görünce 'meh okunmaz' diye düşünüyor olabilirsiniz. Ben de yıllardır suratına bile bakmıyordum sağda solda görsem de. Ama son zamanlarda sürekli Off-Campus paylaşımlarına denk gelmem ve Mihri'nin de ısrarlarıyla ben de seriye bir şans vermeye karar verdim. İyi ki o şansı vermişim. 

(Hannah ve Garrett birbirlerinden hoşlanmıyormuş gibi yaparken)

Kapakları çok rezil olmasına rağmen kitabın için çok çok eğlenceli ve bir o kadar da tatlıydı. Özellikle okuma tıkanıklığına falan girdiyseniz, elinizin ilk gideceği çerezlik kitaplardan olabilir bu seri. Elle Kennedy gerçekten okurlarını nasıl eğlendireceğini iyi biliyor. Elimden bırakamayıp bir çırpıda bitirmemin yanı sıra daha hop bitti bir yorum girseydim demeden kendimi ikinci kitaba başlamışken buldum, sonra da 3... Açıkçası bu yüzden bir aydır bu serinin yorumlarını bir türlü giremedim, o kadar arka arkaya okudum ki hepsi benim için bir haline geldi resmen. O yüzden o ilk baştaki duygularımı ve detaylara olan yorumlarımı kaybettim ama yine de bu kadar sevdiğim bir seriyi paylaşmamak haksızlık olurdu. 

Ayrıca şu diğer kapak serisine ve renklerin güzelliğine bakar mısınız? Yabancı yayınları bu kapakları kullanırken ne düşünüyordu gerçekten merak ediyorum...

Anlaşma'ya dair tek eleştirim sona doğru eee yeter be uzattınız ama hislerinizi kabul edip kavuşun artık hemen diye isyan etmiş olmamdı. Ama bunun için puan kırmadım çünkü bitince de 'keşke biraz daha uzun olsaydı' demeden edemedim. Bu arada serideki her bir kitap başka bir karakterin aşk hayatını konu alıyor ve çoğu kişi gibi benim de favorim Anlaşma oldu. Ama diğerlerinden de çok sevdiklerim var ve sırayla hepsini okuyun bence 😍 Zaten Off-Campus adı da -tahminimce- serinin kampüsün dışında (Amerika'da kampüsteki yurtlar/lojmanlar yerine kampüs dışında yaşamaya off-campus housing deniyor) bir evde yaşayan 4 buz hokeyci erkeğin aşk hayatlarının konu alınmasından geliyor. Bence Anlaşma serinin en romantizm ağırlıklı kitabıydı, diğerleri biraz daha cinsellik bazlı ilişkilerdi sanki -eleştiri değil, gözlem- ve söylemeden de geçemeyeceğim, seri bir yeni-yetişkin serisine göre bile üst düzeyde yetişkin içeriğe sahip, okuyup/okumamayı ona göre seçmenizi tavsiye ederim. 


Bu kitapta Garrett Graham (bu arada gerçekten de Garrett Graham diye bir Amerikan futbol oyuncusu olması tesadüf mü bir esin kaynağı mı acaba 😄) gerçekten bir doğa harikasıydı. Hem takımına ve profesyonelliğine verdiği değer hem de Hannah'ya bu derece itinayla yaklaşması gerçekten çok tatlıydı. Hannah'ya çok bayılmasam da Garrett hatrına bu kitabın birkaç kez daha okunabilitesi var kesinlikle. Çerezlik bir yeni yetişkin-romantik kitabı okuyasınız gelirse, Off-Campus rahatlıkla ilk tercihiniz olabilir bence 💃💙

Off-Campus Serisi Yorumlarım:
2. Hata
3. Hesaplaşma
4. Hedef
Yazar: Elle Kennedy     Çevirmen: Hanife Albayrak      Yayınevi: Yabancı

 Sayfa Sayısı: 448      GoodReads Puanı: 4.28

Tutsak (Kraliçe #3) - Kitap Yorumu

 

HARİKALAR DİYARI’NDAN KAÇIŞ YOK

İKİMİZ DE DOĞDUĞUMUZDAN BERİ
TUTSAK OLMAKTAN KORKMUŞTUK.

Mezuniyet balosunda korkunç bir savaştan sağ kurtulan Alyssa yeni bir bakış açısı kazanmıştır: Hem iki dünyasını hem de sevdiği insanlar ile yeraltılıları kurtaracaktır. Ancak bu, Kraliçe Kızıl’la irade savaşına girmesini gerektirmektedir. Üstelik tavşan deliği artık kapalıdır ve Alyssa, Yeraltı Diyarı’na girmek için paralel bir boyut olan ayna dünyasından geçmek, mutasyona uğramış yeraltı kaçaklarıyla yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Çok ses getiren Kraliçe serisinin son kitabında Alyssa ve babası, Alyssa’nın annesini bulmak ve her şeyi yoluna koymak için büyünün ve kargaşanın göbeğine doğru yola çıkarlar. Jeb ve Morpheus’la birlikte, Yeraltı Diyarı’nı tutsak olduğu çürüme ve yıkımdan kurtarmaları gerekmektedir. Başarılı olup bu savaştan hep birlikte sağ çıksalar bile herkes umduğu mutlu sona kavuşabilecek midir?

Herkese merhaba! Yine bir seriye veda ediyorum ve aynı anda hissettiğim öyle çok şey var ki içimden taşacaklarmış gibi hissediyorum. Ama bu hisleri kelimelere dökmek de ayrı bir zor.



 

Öncelikle fark ettim ki, artık benim midem aşk üçgenlerini kaldırmıyor. Her şeye sahip olmayı isteyen karakterin bencilliğini ama aynı zamanda çaresiz hissetmesini ve kendisinin yalnızca bir seçenek olduğunun farkında olan karakterlerin hayal kırıklığını bir arada hissetmek bana çok fazla geldi ve kalbim kırılıyor. Artık benden geçmiş herhalde, özellikle bu kitabın sonunda yapılan seçimlerden iyice rahatsız oldum. Karakterler haklı değillerdi, yazar iyi temellendirememişti bence ve maalesef ki ikna olmadım. Karakterlerin geleceklerini okumak benim hep kalbime dokunur ve kalbime dokunan şeylerden pek hazzetmem, bu yüzden kitabın “SON” kısmından çok etkilendim ve moralim çok bozuldu.



Bunun dışında, kitabın kurgusu yine seriye yakışacak şekilde muhteşemdi bence. Yazarın elinde bunca malzeme varken kurguya yeni yeni fantastik detaylar eklemesine bayıldım ve yer yer beni gerçekten çok etkileyen olaylar oldu. Söylememe gerek yoktur sanırım ama Morpheus yine muhteşemdi, her zamanki gibi kalbimizi alevlendirdi, eritti, yok etti. O olmasa bütün bu seride ne kalırdı gerçekten bilmiyorum. 


Spoiler Uyarısı

Bir yazarın aşk üçgeni yapıp da, sonunda ortadaki karakteri iki kişiyle de endgame yapması dünyanın en berbat kitap sonu bence. İkinci kitapta sinyallerini alsak da ben bunu yapacağına ihtimal vermemiştim yazarın... ama gerçekten de yaptı. Alyssa'nın fedakarlığı ne oldu peki burada? Yeryüzünde sevdiği insanlarla bir ömür geçirdi, sonra yeraltına inip diğer aşkıyla sonsuza kadar oraya hükmetmeye başladı. Hem Jeb (özellikle Jeb) hem Morpheus kendilerinden taviz verip fedakarlık yaparken çoğu şeyin sorumlusu Alyssa istediği her şeye öylece sahip oldu. Eh, bayağı kötü ve bayat bir sondu. Yazar herkesi mutlu etmeye çalışırken batırmış bence.

Ama bu kitapta HerhangiBirYer'i çok sevdim ve Jeb'in yeni yeteneğini ve güç sarhoşu olması detaylarına da ayrı bir bayıldım. Yazar gerçekten yaratıcı ama keşke olayları kurgulamakta da daha başarılı olsaydı. Alyssa'nın iki sevgili karakterimizle endgame olmasının da puan kırmamda büyük etkisi vardı. 

Spoilerlı İçerik Bitti

 



Çeviri rezaletinden dolayı sık sık kriz geçirip kitabı fırlattığım oldu ve elime alasım da gelmiyordu çünkü okuduğum şeyin ne kadarının yazarın sözleri olduğu meçhuldü resmen. Çeviri yüzünden de olsa kitabın akıcılığı ciddi bir şekilde darbe almıştı ve birçok yerde okuduğumu anlayamamak, kurguyla bağdaştıramamak hevesimi bayağı bir kırdığı için üzülerek puan kırdım.

Hataların birçoğu okuyanın “aa bunu yanlış yazmışlar” diyeceği şekilde değil de “hmm böyle bir olay mı olmuş, ben unutmuşum heralde” diyeceği veya direkt olduğu gibi kabulleneceği şekilde (yanlış anlaşılmalara sebep olup kurguyu değiştirecek şekilde) idi ve yazarın emeğini çöp etmişti. Eğer önceki kitapları biraz unuttuysanız muhtemelen hatayı fark etmeyip yazıldığı gibi kabulleneceksiniz ve bu gerçekten çok rahatsız edici. Bunun dışında Google çevirinin daha iyi çevireceği birebir çevrilmiş komik ve rezil cümlelerle doluydu kitap. Üstüne bir de kitaptaki terimler önceki kitaplarda kullanılanlardan farklı çevrildiği için dönüp dönüp bu neydi diye düşünmem gerekti ve “berbat çeviri” tanımı için gereken her şeye sahip olmuş olduk. 

Bunun suçu tamamen çevirmenin değil tabii ki, bir o kadar da yayınevinin bana kalırsa. Çevirmen elinden geleni yapar ve yayınevi düzenler. Ama belli ki bu aralar Pegasus batışta ve kaliteye önem vermiyor. Böyle kalitesiz bir kitabın da öncekilerin iki katı fiyatına satılması her şeyin kanıtı sanırım. Hangi yayınevine favorim desem rezil ediyorlar beni. Pegasus yeni Dex'imiz oldu, hayırlı olsun...

 

Kraliçe Serisi yorumlarım:
0.5 - Alice the Absent
3.5- Untamed
Yazar: A.G. Howard     Çevirmen: Nilay Kaya     Yayınevi: Pegasus

 Sayfa Sayısı: 424      GoodReads Puanı: 4.20