14 Şubat 2021 Pazar

Rüzgarın Adı ( Kralkatili Güncesi #1) - Kitap Yorumu


"Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim. Felurian'la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın kabul edildiğinden daha küçük bir yaşta Üniversite'den atıldım. Başkalarının gündüz gözüyle ağızlarına almaktan bile korktukları yollardan ay ışığı altında geçtim. Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım. Belki beni duymuşsunuzdur." 


Herkese merhaba! Bu kitabı yıllar önce almış olsam da, uzunca bir süre okumayı hiç aklımdan geçirmiyordum. Ta ki @madgirlwithabook ile tanışana kadar, onun bu seriye olan aşkı benim içimde bir heves ateşi yakmış olacak ki, son birkaç aydır bu kitabı okuma fikri aklımdan çıkmıyordu. İşim olsa da hazır mezun olmuş ve biraz olsun rahatlamışken bu kitabı okumak için doğru zamanı buldum diye düşünüyorum ❤️ 


Mızmızlanmalı yorumuma geçmeden önce size biraz kitabı tanıtayım. Yaşadığı maceralarıyla ve kahramanlıklarıyla diyarda ünlenmiş Kvothe adlı karakterimizin sahte bir isimle yeni yerleştiği bir küçük kasabada solup giderken bir Tarihçi'nin onu bulması ve Kvothe'yi hayat öyküsünü anlatması için ikna etmesiyle başlıyor. Kvothe hayatını 3 günde anlatacağını söylüyor, bu da her günün serinin bir kitabına denk gelmesi anlamına geliyor. İlk kitapta Kvothe'nin hayatından bir 20 yılı falan dinlemiş oluyoruz, devam kitaplarında da 3-5 yıl geçecek sanırım çünkü bu hikayeyi anlatırken Kvothe 25-30 yaşlarında falan oluyor. Ve bu hikayeyi anlattığı dönemde dünyaya tamamen bir kaos hakim. Dünyanın böylesine korkunç ve tekinsiz bir yer haline gelmesinin sebebi Kvothe'nin geçmişteki seçimleri ve eylemleri olabilir mi? Bu sorunun cevabını öğrenmek için merak içinde okuyoruz seriyi. Şu ana kadar bir ipucu bile verildiğini söyleyemeyeceğim gerçi 😅

Ağlayıp sızlanan birisi gibi görünmek istemem ama... bu tamamen haksızlık! Onca zaman ayırıp bu kadar sayfa okuyorum ve tam olaylar gerçek anlamda başlarken BAM! Kitap bitiyor! Bu kitabın bir başlangıç öyküsü olduğunu reddediyorum, hadi ama, seri yalnızca 3 kitaptan oluşuyor ve üçüncüsünü de muhtemelen dünya gözüyle göremeden ölüp gideceğim 💆‍♀️ Bütün o olaylar için 1 kitapçık neyime yetecek ki!


Bu krizi atlattığımıza göre kitaba dönebiliriz. Karakterin geçliği ve gelişiminden oldukça detaylı bir şekilde bahsedilmiş olsa da, kitap akıcılığından ödün vermedi. Uzunca bir süre her yeni bölüme geçerken “asıl hikaye yeni başlıyor” hissine kapıldım. Hevesle ve sabırla okuduğum, okurken de çok zevk aldığım bir kitap oldu Rüzgarın Adı. Ama görmek için yanıp tutuştuğum olayların hiçbiri burada yoktu!  Hatta duyduğum kadarıyla 2. kitapta bile yokmuş bu olaylar... Yandık! 

Biraz da karakterlerden bahsedeyim, yalnız kitabı okurken karakterleri ben kendim tanımak isterim, önceden bilmek istemem diyorsanız bu paragrafı gönül rahatlığıyla geçebilirsiniz 💖 Öncelikle güzelimiz, baş tacı ettiğimiz kraliçemiz -bizim bildiğimiz ismiyle- Denna'dan bahsedeyim. Denna'nın yetenekleri bir yana, erkeklere boyun eğmemesi -tam tersine boyun eğdirmesi- ve kimsenin de ona farklı erkeklerle takıldığı için çirkin yakıştırmalar yapmaması çok hoşuma gitti. Kulağa çok hoş gelmeyebilir ama Kvothe'nin söylediği gibi, o vahşi, dizginlenemez bir kız ve tek başına hayatta kalmaya çalışıyor. Davranışları çoğunlukla içgüdüsel, hesaplı ve içten pazarlıklı değil. Gerçekten böyle bir kadın karakter yarattığı ve Kvothe'nin tatlı dilini de kullanarak onu yücelttiği için Patrick Rothfuss'u ayakta alkışlayabilirim. Bir diğer bayıldığım karakter ise tabii ki Auri! Bu nasıl muhteşem ve özgün bir karakter, nasıl bir tatlılık, Aman Allah'ım! Gerçekten her sahnesini gözlerimden kalpler fışkırarak okudum Auri'nin ve yorumların geneli olumsuz olsa da Auri'nin başrolünde olduğu Sessizliğin Müziği novellasını okumayı merakla bekliyorum...


Bu kitaptan hemen sonra hangi kitabı okursam okuyayım sırf öncesinde bu kitabı okumuş olduğum için bana yetersiz gelecekmiş gibi bir endişeye kapıldım. Bir yanım Kvothe'nin öyküsünün devamını okumak için yanıp tutuşurken mantıklı yanım okunacak yüzlerce kitabın beni beklediğini hatırlatıp duruyor, bu vicdan muhasebesi de ne zor iş! Belki de kendime biraz sindirmek için zaman vermeliyim. Zaten üçüncü kitabın çıkması (daha ziyade asla çıkmaması) konusundaki belirsizlik beni resmen strese sokuyor.

Acısıyla tatlısıyla 1. günü atlattık, şimdi biraz uykuya yatıp 2. güne hazırlanma zamanı 🕺🏻Ben hazırlanırken siz de ilk kitabı okuyup bana yetişmeye ne dersiniz? 😋



Yazar: Patrick Rothfuss    Orijinal İsim: The Name of The Wind    Yayınevi: İthaki

 Sayfa Sayısı: 736      GoodReads Puanı: 4.52


6 yorum :

  1. Bazı kitaplar bunu yapıyor.Ondan sonraki kitaplardan zevk alamıyor insan. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Neyse ki biraz ara verince geçti o his, tekrar severek okumaya başladım kitaplarımı 😄

      Sil
  2. O kadar harika bir yorum olmuş kii! Kvothe'yi ve Denna'yı çok merak ediyorum, sayende bu kitabı olabildiğince erken almak istiyorum 💖😢

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim minik kuşum ben de hepinizin okumasını istiyorum bir an önce 😍

      Sil
  3. Bu seriyi çok merak ediyorum ama başlamak için serinin tamamlanmasını bekleyeceğim. Serileri arka arkaya okumayı seviyorum. Devam kitabını beklerken kafayı yemek istemiyorum :-)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok yerinde bir karar ama yazar son kitabı 10 yıldır elinde süründürüyor ve birçoğumuz inancını yitirmeye başladı artık. Ben de seninle aynı fikirde olsam da bu gidişle bu seriyle asla tanışamayacağım diyerek başladım artık, darısı senin başına 😅

      Sil