18 Mart 2021 Perşembe

Kül Krallığı (Cam Şato #7) - Kitap Yorumu

Ateşyürek Aelin, halkını kurtarmaya söz vermişti ama bedelinin bu kadar büyük olacağını tahmin edemedi. Fae Kraliçesi tarafından bir demir tabutun içinde kilitlenen Aelin, aylarca işkence görürken harlanan iradesinin gücüyle inanılmaz savaşlar vermeye devam ediyor. Maeve’e teslim olmuyor çünkü aksi takdirde tüm sevdiklerinin yok olacaklarını biliyor ama o demirden iradesi her geçen gün eriyor…

Vahşi, zeki ve genç suikastçı Aelin’ın intikam yolculuğu ile başlayan öykü, giderek çoğalan, karmaşıklaşan, renklenen; türlü yaratıkların, sürpriz doğaüstü olayların, inanılmaz evrenlerin ve sonsuz sayıdaki muhteşem karakterlerin destansı şölenine dönüştü.

Sarah J. Maas’ın New York Times’ın çok satanlar listesinden inmeyen epik fantastik klasiği Cam Şato efsanesi, içimizde bir keder bırakarak yedinci kitabıyla inanılmaz bir sona ulaşıyor.

Şimdilik!..

Ama… Yeni bir dünya için, daha iyi bir dünya için savaşmaya devam!
Herkese merhaba! Bu yorumu yazmak için çok heyecanlı ve eh, biraz da gerginim. Ne zamandır destandı yorumlarımdan gelmiyordu, eminim siz de özlemişsinizdir (!) Bahsetmek istediğim çok nokta var, umarım her şeyi toparlayıp eksik bırakmadan aktarabilirim. Birazcık genel seriyle ilgili sohbetle giriş yapıp kendimi rahatlatayım öyleyse 😄


Gördüğünüz üzere bir serinin daha sonuna geldim ve her zamanki gibi -belki her zamankinden bir tık daha fazla- burukluk yaşıyorum. Farkında olmadan seriye ciddi ciddi bağlanmışım resmen... Beni en çok zorlayan nokta serinin fanlarıyla başa çıkmak oldu. O kadar aşırı seveni var ki ben kendimi yeterince sevmiyormuş gibi hissettim tüm okumam boyunca. Ama ben de kendi çapımda fazlasıyla sevmişim seriyi, bunu anladım bitince 😄 Sevenlerine de bir lafım yok tabii ki, hepimizin delicesine vurulduğu bir kitap, bir dünya vardır ve Cam Şato serisi de fantastik-severlerin gönlünü haklı bir şekilde fethetti diye düşünüyorum. Ama seriyi normalde beklentisiz okusa çok sevebilecek birçok kişinin de aşırı sevenleri görüp farklı beklentilere girerek seriye başladığı ve bu sebeple pek de beğenmediğine şahit olmadım da diyemem (Üzdü). Bu resimdeki -aslında çok fanı olan bütün kurgularda aynı durum yaşanıyor- en büyük sorun ise umursamazca etrafa saçılan spoilerlar. Resmen kafamıza fırlatıldı, gözümüze sokuldular. Bu seriden bir tık soğumama sebep olmadı dersem kocaman bir yalan söylemiş olurum. Ve şu anda da paylaşılan fanartlardan, alıntılardan, paylaşım ve sohbetlerden ufak da olsa bir spoiler almamış bir kişi bile kaldığını sanmam. Gerçekten yazık güzelim seriye, yapmayın be arkadaşlar...

Uyarmama gerek var mı bilmiyorum ama aşağıdaki yorum hem seri hakkında hem son kitap hakkında SPOILERlar içerebilir.

 Lütfen seriyi okumadıysanız ne fanartları inceleyin ne de yazıları okuyun. 

Kaçın, kaçın, kıştt!!


Tamam hazırım. Hadi biraz da Kül Krallığı'ndan bahsedelim. Öncelikle, hep Ateşin Varisi'nin serideki favori kitabım olduğunu söylerdim çünkü Aelin ve Rowan'ın tanışma ve birbirlerini tanıma sahnelerine delicesine aşık olmuştum. Ama bunun dışında Ateşin Varisi'nde diğer karakterlerin gözünden okurken sıkıldığım noktalar da olmuştu. Kül Krallığı ise... Vay canına! Kesinlikle bambaşka bir şeydi. Neredeyse bin sayfalık bir kitap olmasına rağmen 1 sayfasında bile sıkılmadım, aksine her sayfasında daha fazla aşık oldum seriye. Yetmedi bile... asla yetmedi. Söylemiş kadar oldum ama yine de belirteyim: Kül Krallığı tartışmasız bir şekilde serideki favori kitabım oldu. Belki de hiç beklemediğim içindi. Belki de özlediğim için, bilemiyorum. Ama kitabı resmen içime çekerek, her kelimesini özümseyerek okudum. Okunacak bu kadar kitabım olmasa, muhtemelen şu an tekrar okuyor olabilirdim. İnanın çok sevmediğim kitaplara bu kadar abartı cümleler kurmam. Kül Krallığı'nın gerçekten her kısmını ayrı sevdim. Biliyorum çok fazla sevgi kelebeği uçuştu buralarda, o yüzden biraz da detaylara geçelim.


Öncelikle, işkence sahnelerini gerçekçi bulmadım. Her şeye rağmen çok kötüydü evet ama Cairn gibi işkence dalında yüzyıllarca uzmanlaşmış birinin en kötü işkenceyi son ana kadar asla yapmamış olması, Maeve gibi rezil ve duygusuz birinin buna izin vermemiş olması gerçekçi gelmedi ve kitabın etkisinden beni biraz sıyırıp gençlik kitabı okuduğumu hatırlattığını hissettim. Eh, fena da olmadı yani daha büyük bir travmanın Aelin'i ve bizi eline geçirmesini istemezdim ama merhametlice yazacaksa keşke işkence gibi bir olayı hiç eklemeseydi yazar. Maeve Aelin'in fiziksel acıya diz çökmeyeceğini bildiği için psikolojik işkence yapıyor' gibi bir açıklama yapılsa ve bu şekilde yazılsa bana çok daha gerçekçi gelebilirdi bu kısımlar.

Yine de ennn en çok sevdiğim bölümlerden birisi Aelin'in kurtuluşuydu. Çok etkileyici, çok güzeldi. Aelin'in sonunda kendini bırakabilmesi -gerçi bu süreç biraz uzun sürdü- ve o lanet olası demirlerden kurtulabilmesi içimi kıpır kıpır etti. Bu sahneleri gözlerimden kalpler fışkırarak okudum. Fenrys'in kurtuluşu da üstüne binince, tadından yenmez oldu gerçekten. Ama Aelin'in Rowan'ı biraz yabancılaması, gerçekliğinden emin olamaması resmen kalbimi 3 yerinden birden kırdı. Çok güzel bölümlerdi çok!

  

Ben kitap boyunca Aelin Terrasen'e gidecek savaşa el koyacak sonra tüm kitap savaşla geçecek diye bekledim ama kitabın sonuna kadar Aelin ve diğerleri Terrasen'e varamadı resmen. Bu beni öyle şaşırttı ki! Terrasen'de geçen 500 sayfalık, Aelin ve bütün müttefiklerin olduğu bir savaş okumayı beklerken 50-100 sayfa ancak görebildik ve ben belki de bu yüzden kitapta bir 300 sayfa daha olmasını istedim, doyamadım ki hiç! 

En içimi bayan bölüm ise Aelin ve Dorian'ın güçlerini lanet olası kapıyı kapatmak için harcamalarıydı. Böylesine muazzam, muhteşem güçler... Ah, o kadar, o kadar yazık ki! Hâlâ düşündükçe gözyaşlarımı feda ederek arkalarından yas tutasım geliyor. Lanet olası tanrıların sözlerini tutmamaları bir yana, Elena'yı da yok etmelerine ne demeli? Hele ki Aelin'in Erawan'ı yanlarında götürmemeleri karşılığı Elena'nın bağışlanmasını istemesi? Kafayı mı yedin be kızım! NEDEN, ALLAH'IM NEDEEENNN diyerek okudum bu kısmı. Aelin hayatım, biz seni olduğun gibi çok sevmiştik, herkesin canını tehlikeye atarak Elena saçmalığının hayatını kurtarmaya çalışan iyilik meleği halini değil! Ne gereksiz bir fedakarlık girişimiydi gerçekten, düşündükçe içimde çizilen meral sesleri yankılanıyor sanki...

 

Tekrar konumuza dönecek olursak özellikle de Aelin'in muazzam gücünü kaybetmesi modumu çoook çok düşürdü. Aelin ateş ve büyü gücünden çok, çok daha fazlası ama ben yine de bir yarısı ölmüş gibi hissetmeden edemedim. Bir de Dorian'ın babasının İsimsiz çıkması mevzusu var, ah, o ne güzel detaydı öyle... Tabii ki gerçek adının Dorian olduğunu tahmin ettim (e yani, başka ne olabilirdi ki sonuçta?) ama bunca zamandır adamın isminden asla bahsedilmemesi ve bizim buna hiç de dikkat etmemiş olmamız... Kitapta en çok hoşuma giden detaylardan biriydi. 

Kitapta müttefik grupların kıtanın farklı yerlerine dağılmış olması benim için hep bir gerginlik unsuruydu. Manon'ların grubu, Dorian, Aedion ile Terrasen'dekiler, Güneyden gelenler, Aelin'i kurtarma görevi tayfası ve Aelin... Her bir grup birleşmesinde resmen ellerimi çırparak zıplama moduna girdim. Her bir grubun gözünden okumaktan ayrı bir zevk alsam da bunlar bir araya geldikçe içim rahatladı resmen. 

 

Şimdi biraz da kişiler özeline gireyim. Dorian'ın Morath çılgınlığı bir başyapıt değilse neydi? Maeve'le aralarındaki dans kalbimi küt küt attırırken Dorian'ın son hamlesi gerçekten bir göklere yükselme sebebiydi benim için. Manon'u arkada bırakıp gittiğinde kalbim biraz kırılsa da beklediğimden çok çok daha büyük bir performans sergilediğini asla inkâr edemem. Şu 'kalbim biraz kırılsa da' kalıbını biraz açayım. Çok tatlı-sert ve bir o kadar da kırılgan gördük bu kitabın başında onların ilişkisini. İkiliden de bekleneceği üzere daha çok cinsellik ağırlıklıydı. Ve ne zaman duygular döküldü ki Dorian beni bu mentiondan çıkarın moduna girip kaçtı! Açıkçası yaptığı hareketin gerekliliğini (Manon da ben de 😄) anlasak da çok fena asabım bozuldu orada. Ve Manon'un en çok desteğe ihtiyacı olan zamanda da Dorian yoktu. 

Ah, tabii ya. Gelelim kitabın en can alıcı sahnelerinden birisine. On Üçler'in teslimiyeti... Çok üzülerek söylüyorum ki ben daha 3. kitabın yorumunu yeni paylaştığımda birisi gelip bana bu olayı yazmış. Yani... neyse, susup bir köşeye geçip ağlıyorum tekrar. Ne diyebilirim ki? Özür dilemeniz de verdiğiniz spoiler'ları silse keşke 😭 Neyse, işte bu sebeple ben olaydan çok etkilenemedim çünkü 3. kitaptan beri tüm seriyi bakalım ne zaman ölecekler diyerek okudum resmen. Ama yine de çok güzel işlenmişti ve kalbime dokunan bir bölüm oldu. En çok da geride Manon'un yapayalnız kalması... Evet başka cadılar vardı ama kardeşi gibi olan diğerleri varken daha dün tanıştığı bu cadılar, ah, gerçekten çok yalnız ve korkunç bir hayat kaldı geride Manon için. Her ne kadar görüşme sözleri olsa da krallıklarının ayrı olmasıyla Dorian ile de yolları ayrıldı sonuçta bir yerde. Bu ikilinin geleceğini görmeyi çok isterdim, sanki en belirsiz bunlar kaldı gibi hissettim.


  

Bir diğer yanda da Lorcan'ın Fırtınalar İmparatorluğu'nda bayağı aşağılık bir şekilde Maeve'in peşinden sürünerek kendini rezil etmesiyle şaşkınlık ve utançtan çarpılan Elide vardı. Ayrı ayrı çok da bayılmadığım bu ikiliye beraberlerken ne kadar düştüğümü daha önce söylemiştim. Bu kitapta Elide'ın Lorcan'e buzlar kraliçesi gibi davranması ve Lorcan'in uslu bir köpeğe dönüşmesini izlemek paha biçilemezdi. Elide'ın Lorcan'i kurtarma sahnesi benim için muhteşemdi ama kimsenin -özellikle de sahip olduğu güce rağmen Fenrys'in- yardım etmeye yanaşmaması beni şoke etti. Belki de yazar Elide'ın kadın gücü ve fedakarlığını öne çıkarma yöntemiydi bu fakat herkese gelince çok asil ve fedakar olan karakterlerimizin Lorcan, daha da fenası Elide için kıllarını bile kıpırdatmamaları beni bir miktar delirtti. Tabii ki sonu yine iyi biten bir olay oldu, zaten Lorcan'ın ölümün kıyısına varması dışında Elide'ın kalbini tekrar nasıl ısıtabilirdi bilemiyorum... Ve bunlar barıştıktan sonra Lorcan'ın Elide'a daha da düşkün olmasına resmen eridim bittim. Lord Lorcan Lochan olayı da apayrı bir komediydi ve her seferinde beni güldürdü.

 

Ben Yrene'i sevmiştim, yemin ederim sevmiştim ama Chaol'dan öyle bir soğudum ki Yrene'e bile sevgiyle bakamaz oldum bu kitapta. En sonda alakasız bir şekilde Yrene'in bütün kredileri toplaması bana çok batmadı ama gereksiz bir karakter yüceltmesi yapmış yazar. Cidden bu Chaol ve Yrene'e olan özel düşkünlüğünü anlamadım, bu kitapta da onlara ayrılmış gereksiz bölümler var gibi geldi bana. Çok da kafaya takmadım açıkçası tam olarak şu modda okudum: MEH!

Nesryn-Sartaq da geleceğini görmek istediğim çiftlerdendi ama çok yükseldiğimi söyleyemem. Lys ve Aedion'un ilişkisi de bir o kadar yükselemediğim başka bir ilişkiydi çünkü resmen yılan hikayesine döndü. Aedion bahtsız yavrum babasını da iki kelam edemeden kaybetti zaten. Yine saçma ve gereksiz bulduğum bir kayıptı. Sanki yazar eh, birilerinin ölmesi gerekiyor, bari en çok sevilenlerden sayılmayan şu karakteri öldüreyim deyip Gavriel'i seçmişti. Sanki değil hatta, ben ciddi ciddi böyle olduğuna inanıyorum :D Canım Gavriel'im... kurbanlık koyunum... Eh, neyse, duygusalar sahneler içimi delmedi değil ama harbiden diğerlerine üzüleceğim kadar ona üzülmedim, o yüzden iyi seçim diyebiliriz!

 

Tamam tamam, son, söz veriyorum, gitmeyin! Aelin dünyalar arasında yolculuk yapıp eş bağından Rowan'a doğru çekilirken bir çiftle karşılaştı, kanatlı bir yakışıklıyla -😉- göz göze geldi ya, orada çıldırdım RHYS BU RHYS GALİBAAA diye ve sonra @eemikii'den öğrendim ki gerçekten de öyleymiş! Kitaptaki en tatlı detay olabilirdi benim için bu, resmen heyecan yaptım okurken 😄

Wow... Ne maceraydı ama! Lafı daha fazla uzatmayacağım, elveda Erilea, elveda aşık olduğum bütün karakterler. Bu kitabı -tekrar tekrar okunmak üzere- rafa kaldırıyorum ve gidip bir süre tavanı izliyorum. Sağlıcakla kalın!


Yazar: Sarah J. Maas    Orijinal İsim: Kingdom of Ash     Yayınevi: Dex     

 Sayfa Sayısı: 958      GoodReads Puanı: 4.57





12 yorum :

  1. GERÇEKTEN FENALIK GEÇİRİYORUM BU KADAR GÜZEL YORUM O L A M A Z

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben seni yerim yerim ya :'( Hak etti ama bu bebek gerçekten alsın bütün puanlarım onun olsun...

      Sil
  2. İçimi dökmüşsün resmenn ben de bloga geçicem abi instagram beni çok yoruyor kısaltma ya çalışırken. Acosf yorumunu 10 sayfa yazim da görün.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sana diyorum tam senlik diye gelmiyorsun.. Gel kardeşim burası çok rahat, sistemimizden gerginlik atıyoruz :D

      Sil
  3. Çokkk güzel yazmışsın aşkım çok!!!!! Alnından öpüyorum 😭😭 sana spoiler verenleri döveyim!! Seninle tekrar okumuş gibi hissettim resmen. VE RHYS&FEYRE GÖRMEMİZ... ŞİMDİ BEKLİYORUM ACOSF OKURKEN AELINI GÖRMEYİ DKSKDKD GÖRÜRSEN FENALIĞI GEÇİRİCEM

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ya sağol canımın içi ben de ACOTAR okuyarak içimdeki boşluğu kapatmaya çalışacağım artık...

      Sil
  4. Spoiler bölümünü atladım. Çünkü henüz seriye başlamadım. Bir ben kaldım sanırım okunmayan. 😂 Kalemine sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İyi yapmışsın 😂 Herkes bir ben kaldım galiba diyor ama okumayan çok aslında, paylaşımı bol yapıldığı için size yalnızmışsınız gibi geliyor bence merak etme 😄❤️❤️

      Sil
  5. Spoiler yemeden okudum, bitirdim, mutluyum 😁

    YanıtlayınSil