21 Nisan 2021 Çarşamba

Kâğıt Prenses (The Royals #1) - Kitap Yorumu

ROYAL AİLESİ SENİ MAHVEDECEK

Ella Harper ne olursa olsun hayatta kalmayı başarırdı. Tüm hayatını annesinin peşinde oradan oraya sürüklenerek ve bir gün bu çamurun içinden çıkacağını umarak geçirmişti. Annesinin ani ölümüyle ise artık yapayalnızdı. Ta ki Callum Royal birden ortaya çıkana kadar.

Ella’yı özel okullar, malikâneler ve ondan nefret eden beş erkek kardeş bekliyordu. Hepsi birbirinden çekici ve zalim olsa da, ondan kurtulmak için her şeyi yapabilecek olan Reed Royal’la boy ölçüşemezlerdi. Ella’nın oraya ait olmadığını düşünen Reed belki de haksız sayılmazdı.

Zenginlik, ölçüsüzlük, aldatma ve her kapının ardında başka bir günahla Ella, Royal Malikânesi’nde tutunmak istiyorsa önce kendi yolunu bulmak zorundaydı.
Evet, işte buradayız. Neye uğradığımızı şaşırtan, itiraz edeceğimiz varsa da kendisini bütün saçmalıklarıyla sevdirip bütün itirazlarımızı ağzımıza geri tıkan kitaba geldik. Söyleyecek milyon tane şeyim var ama iyisiyle kötüsüyle hepsi istemesem de aynı yere çıkıyor: Bu kitabı sevdim. "İstemesem de" dememin sebebi, kitabın ciddi biçimde problematik olması. Çarpık. Toksik. Şimdiye kadar okuduğunuz bütün sorunlu kitaplardan daha sorunlu olabilir çünkü Kâğıt Prenses resmen kanınıza işliyor ve her şeye rağmen size kendisini sevdiriyor. 

Aslında bu birçok açıdan lisedeyken okuduğum Wattpad kitaplarını hatırlattı bana. Zaten kitap uzunca bir süre size o hissi veriyor okurken. Yine de kitap olarak elime alıp okuduğum bir eseri bütün toksikliklerine rağmen sevmek... Bu konuda nasıl hissedeceğimi hâlâ bilmiyorum. Biraz suçluluk duymuyor da değilim doğrusu.

Kitaptaki çoğu saçmalığa katlanma sebebim başrolümüz Ella'nın da bu saçmalıklara ya aslanlar gibi katlanması ya da bu saçmalıklardan birisi olmasıydı. Beklenenin çok aksine çoğu gençlik kitabı başrolü gibi vanilya bir karakter değil Ella. Dişli, vahşi, kontrolsüz ve güçlü. Bu demek değil ki Ella hep doğru şeyleri yapıyor ve kitabın en iyi karakteri. Ah, hayır, asla. Ella da bana kalırsa -en az- kitaptaki bütün manyaklar kadar toksik bir karakterdi. Yaptığı hareketlerin, verdiği kararların yarısını ağzım açık okudum, i-na-nıl-maz (kötü anlamda). 

Tabii ki bir de yazarların dünya saçması bir şekilde bu kitabı lisede geçiyor olarak yazması var -ki bu kitaba dair en onaylamadığım şey olabilir- ve bu da 25 yaşındaki oyuncular tarafından oynanan Amerikan gençlik dizilerini anımsattı bana. Karakterlerin hareketlerinden ötürü kaç yaşında olduklarını unutmak çok kolay, ki okuyacaklara tavsiyem unutmalarıdır çünkü karakterlerin 16-17 yaşındaki çocuklar olduklarını düşündükçe kitaptan soğumamak elde değil.



Spoiler İçerir
Kitapta beni kudurtan milyon tane olay vardı sanırım ama Ella'nın Easton'la yiyişmeleri açık ara en çok kafamı duvarlara vurdurtan olaylardı. Ağzım açık okudum, yani nE? Ella, sırayla hepsini elden geçirecek misin, yoksa Easton'a kıyak mı geçiyorsun? Kes artık şunu lanet olası kız ya. Erkekler manyak, Ella bunlardan daha manyak. Gerçekten Ella'nın asıl ship'inin Reed olup Easton'a da pastadan bir parça veriyor olması saçlarımı yoldurdu. En hafif tabirle garip, daha uygun bir tabirle ÇARPIK! Gerçi bu kelime tüm kitabın özeti olmaya da aday ya, neyse.


Bütün saykoluklara rağmen kitaptan puan kırmayıp bir olayın saçmalığı yüzünden puan kırmış oldum. Ella'yı uyuşturan çocuktan alınan intikam.Tüm sahne saçmalıklar sürüsüydü, o kadar etkileyici bile değildi ve bütün karakterlerin 'wow, bunu nasıl akıl ettin, inanılmaz' diye triplere girmesi beni sadece güldürdü. Sanki yazarlar tam oturacak bir intikam bulamamamış da yazdıklarını yüceltmeye çalışıyor gibiydi. İkna olmadım işte.  Dümdüz hastanelik etseler daha iyiydi. (Bunu söylediğime inanamıyorum... Görüyorsunuz işte kitabın okuyanlar üzerindeki etkilerini.)

Kitabın sonu ise benim için çok tatmin ediciydi. Reed ve Ella'nın ilişkisi günlük güneşlik olsa neredeyse klişe sayacaktım kitabı. Ama Reed her şeyi batırdı ve tam da böyle bir kitapta görebileceğimiz bir şey oldu. Tek dileğim bir sonraki kitapta bu olayın üstünün öylece kapanmaması. Kaos istiyorum, intikam istiyorum, şok olmak istiyorum 😏 


Spoiler Sonu

Peki bütün saçmalıklara rağmen kitabı neden sevdim? Çünkü izlemeyi bırakamadığım bir dizi gibiydi. Çok akıcı, çok sürükleyiciydi ve her şey ne kadar çarpık olursa olsun, inkar edemeyeceğim, okuması çok eğlenceliydi. Okuyamama durumuna girdiğimi düşündüğüm bir gece elime aldım ve ertesi gün kitap bitmişti ve daha fazlası için yanıp tutuşuyordum, yani bir şekilde hayat kurtarıcı oldu diyebiliriz. Yabancı Yayınları önümüzdeki ay 2. kitabı çıkarıyor ve ben de çıkar çıkmaz alıp okumayı düşünüyorum. Elimde değil, gerçekten zor duruyorum!

Yazar: Erin Watt (Elle Kennedy & Jen Frederick)  Çevirmen: Hanife Albayrak   Yayınevi: Yabancı

 Sayfa Sayısı: 320      GoodReads Puanı: 3.99




6 yorum :

  1. Merak ettiğim bir seri emeğine sağlık :)

    YanıtlayınSil
  2. Aşkım çok güzel olmuş yorum<3 Kitabı alıp okuduktan sonra spoiler için tekrar geleceğim

    YanıtlayınSil
  3. Kitap hiç benlik durmuyor. O yüzden pas geçeceğim ama senin neden sevdiğini anlayabiliyorum. Uzun zaman okuyamama durumunda bu tarz kitaplar hayat kurtarıcı oluyor.

    YanıtlayınSil