3 Nisan 2021 Cumartesi

Sahte Krallık (Kargalar Meclisi #2, Grishaverse #5) - Kitap Yorumu

Koşullar her zamankinden daha zor, kaybedilecek şeyler ise daha değerli.

Kaz Brekker ve ekibi, hayatta kalacaklarına inanmadıkları bir soygunun üstesinden gelmeyi başarır. Fakat büyük ödülü paylaşamadan kendilerini tekrar ölüm kalım savaşının ortasında bulurlar.

Grisha dünyasının kaderi, şehrin karanlık sokaklarındaki intikam savaşına bağlıdır.

Kaz ve ekibinin ise ne pahasına olursa olsun bu savaşı kazanmaktan başka çaresi yoktur.
Herkese merhaba! Ketterdam sokaklarından fazla uzaklaşmaya dayanamadığım için Kargalar Meclisi'nin hemen ardından Sahte Krallık'a başladım. Ben bu seriyi öyle çok sevdim ki... Kitap boyunca sürekli "İşte bu! Karşı tarafı köşeye sıkıştırdık! Oh hayır, onlar bizi köşeye sıkıştırmış!" tepkilerini vermemize sebep olan, beklenmedik hamleler ile karşılaştık. Tam kazandık derken kaybettik, tam kaybettik zannederken kurtulmanın bir yolunu bulduk. Bu karşılıklı stratejiler beni çok eğlendirdi ve hiç yormadı. Ve fark ettim ki, uzun zamandır bu kadar bağlandığım karakterler olmamıştı. Diğer kitapta çok ısınamadığım Wylan ve Jesper bile bu kitapta kalbimden bir parça kaptılar. Ve kitap bitmeye yaklaştıkça ailemden kopuyormuş gibi bir his yaşadım. Çok özleyeceğim bu grubu, çok!

   

Yorumun Devamı Spoiler İçerir

Kitaba, Inej'i kurtarmak için çırpınarak başladık ve Kaz'ın kıvranmaları (Inej'i değil de Hayalet'in yeteneklerini umursadığı için kurtarmak istiyor gibi yapması ama zaten herkesin gerçeğin farkında olması) benim için gerçekten tadından yenmezdi. Inej'in ise Kaz'ın kendini bacakları kırılırsa geri istemeyeceğini düşünmesi... eh, tamamen Kaz'ın suçuydu! Neyse ki sonradan telafi etti, sayılır. Kontrat feshi, ailesinin gelişi, gemi alması... Kalbim alev aldı resmen! Kitapta en çok etkilendiğim sahnelerden birisi kolayca tahmin edebileceğiniz gibi Kaz'ın Inej'in bandajlarını değiştirdiği sahneydi. Karakterler kadar bizler de okurlar olarak umut etmeyi severiz. Ben o günleri göremesem bile beraber olsunlar, mutlu olsunlar istiyorum umutsuzca, resmen torunlarının mürüvvetini görmek isteyen büyükanne gibi yaptı bu çift beni!

Bu yüzden ben bütün umutlarımı yitirmişken Inej'in kitabın sonunda gelip Kaz ile beraber bir şeyler yapma planından bahsetmesi resmen altın değerindeydi benim için. 

 


Kitapta bir diğer aşırı etkilendiğim şey de Nina'nın güçlerindeki değişimdi. Canlıları yönetme gücünü kullanamadığı için günden güne solan Nina'mız halbuki başka bir güç geliştirmiş: ölüleri yönetme! Rüzgarın Hakimleri, Dalgaların Hakimleri'nden sonra bir de türünün tek örneği olan Cesetlerin Hakimi çıktı karşımıza. Ya da onun deyişiyle: Matem Kraliçesi. Tabii ki bu iki kelime beni konunun özünden ve kitabımızın en önemli cesedinden bahsetmeye itiyor: Matthias. 


Matthias'a deli oldum. Evet ülkesi ve vatandaşları onun zayıflığıydı ve onların düşmanlığı Matthias'a çok kötü hissettiriyordu ama öylece durup ölümünü de kabullenmezsin ya! Kaz Brekker sağ olsun biz zeka pırıltılarına alıştık, böyle karşısındaki eli silahlı adama duygu sömürüsü yapmaya başlayınca ben göz devirmeden edemedim. Hani vatandaşlarını kurtaracaktın, onları doğru yola sokacaktın? Ölerek mi yapacaksın bunu, kaçsana be kardeşim! Ama yok, Matthias beyimiz eli silahlı bir çocuk tarafından ölüme gitmeyi tercih etti ve Nina'mızı kolay kolay sönmeyecek bir yas ateşiyle baş başa bıraktı. Yüreğimi en çok dağlayan sahne ise Nina'nın kendinden geçip Matthias'ın cesedini çağırmasıydı. Inej yanında olduğu için çok sevindim o anda. Kitabın sonunda herkes istediklerine kavuşmuşken Nina'nın Matthias'ı gömmek için yalnız başına Fjerda'ya yol alması kalbimi çok kırdı. Sanırım Nina'nın akıbetini Yara İzi Kralı kitabında göreceğiz artık. 


Spoiler Bitti

Çok güzel seriydi, sonu çok güzeldi. Karakterleri, kurgusu, her şeyiyle benim zevklerime çok hitap etti ve büyük bir zevkle okudum. Maalesef dizide bu kurguyu göremeyeceğiz gibi, iki seriden de bir şeyler toplayıp ortaya harmanlamışlar sanırım. Birçok şeyin yanı sıra Inej'in Sankta Alina adlı bir hançerinin olmasından da anlayacağımız üzere bu seri Gölge ve Kemik'in sonundan sonra geçen bir seri normalde tarih olarak. Ama filmde bunları öne çekip Alina'nın hikayesiyle bir hale getirmişler sanırım. Her neyse, zevkle izleyeceğim tabii ki ama kitabının yeri bende hep çok ayrı olacak. Kitaba dair hayallerimi yerle bir etmemesini umuyorum dizinin...

Bu seriye de böylece elveda dedik. Ama ne derler bilirsiniz: Yas yok, cenaze yok. 😉 Bir sonraki yorumda görüşmek üzere!

Yazar: Leigh Bardugo        Çevirmen: Ömer Mülazım       Yayınevi: Martı Yayınları

 Sayfa Sayısı: 624      GoodReads Puanı: 4.58


8 yorum :

  1. Kargalar Meclisi her zaman Grishaverse'ten önce gelecek benim için. Umarım dizide geri planda kalmaz bu seri.

    YanıtlayınSil
  2. Ben de başladığım serinin kitaplarını arka arkaya okumayı severim. Bu seriyi bu kadar sevmen beni çok mutlu ediyor. Ben de seveceğime şimdiden eminim :-)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Umarım çok seversin gerçekten :D Sıkılanlar olmuş ama ben temposunu sevmiştim, şimdiden keyifli okumalar dilerim sana da :)

      Sil
  3. Gölge ve Kemik'i yıllar önce okuyup devam edemedim, şimdilerde seriye devam etmek akabinde Kargalar Meclisi'ne geçmek aklımda ama bakalım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gölge ve Kemik seni çok sıktıysa direkt bu seriyi de okuyabilirsin, neredeyse bağımsızlar :)

      Sil
  4. Heeer kelimene katılıyorum! Dün bitirdim ve hemen koşarak yorumuna geldim. Kaz Inej her şeyiyle yine çok güzelken Matthias'a olan şey mahvetti beni... O olay sonrası çok net dakikalarca duvarla bakıştım. ;(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de kafamı duvarlar vurdum biliyordum bir şeyler olacağını diyerek 😂😂

      Sil