1 Mayıs 2021 Cumartesi

Gül ve Hançer (Gazap ve Şafak #2) - Kitap Yorumu

Gök ne kadar karanlıksa yıldızlar da o kadar parlar…

Savaşın eşiğindeki topraklarda Şehrazad çok sevdiği kocası Horasan Halifesi’nin yanından ayrılmak zorunda kalır. Bir zamanlar korkunç acılar yaşatan kalpsiz bir katil olduğunu düşündüğü Halid’in sırları ortaya döküldükçe karşısında sıradışı bir adam ve karşı koyamadığı bir sevgi bulmuştur. Ancak bir lanet yüzünden Halid’le yolları sonsuza dek ayrılmak üzeredir.

Ailesiyle tekrar bir araya gelen Şehrazad’ın sığındığı çölde, Halid’e karşı gelip imparatorluğu yıkmak için hazırlık yapan bir ordu da toplanmaktadır. Üstelik başında Şehrazad’ın çocukluk aşkı vardır. Sevdiklerine duyduğu sadakat yüzünden köşeye sıkışan Şazi, içindeki sihri kullanarak bu korkunç laneti yok edip yaklaşan savaşı engelleyebilmek için bir başına yola çıkar. Fakat hayatta kalabilmek için kendi düşmanlarını da yenmelidir.

Gazap ve Şafak’la başlayan macera, Şehrazad’ın en büyük aşkına tekrar kavuşabilmek için her şeyi riske attığı bu kitapla sona eriyor.
Herkese merhaba! Belalı serim Gazap ve Şafak ile sonunda vedalaştım. Belki serinin dünyasından ne beklediğimi artık bildiğimden ve yazara aşinalık kazandığımdan, belki de beklentimi çok düşük tuttuğumdan, Gül ve Hançer'i şaşırtıcı bir şekilde sevdim. İlk kitabın aksine pek de saçlarımı yolmadım, okurken eziyet çekmedim ve merakla okuyarak iki gecede bitirdim. Kitap başrollerimizin ayrı düşmesi ve birbirlerine özlem duymasıyla başlayıp bir süre böyle ilerlediği için, özlemin aşkı olgunlaştırdığı gibi benim de bu ikiliye karşı duygularımı olgunlaştırdığını hissettim. En azından artık çocuksu bir nefret duymuyorum, sadece 'meh' deyip geçiyorum...

   

Birçok kişinin aksine benim en sevdiğim karakter Tarık oldu bu seride. En gerçekçi ve insansı karakter oymuş gibi hissettim. Kendisine Tabii ki, beklediğimiz gibi, bu kitapta Tarık biraz harcanmıştı. Ama beklediğim kadar da üstüne gidilmedi. Çoğu zaman doğru şeyleri yapan, hislerine yenik düşmemeye çalışan bir delikanlıydı, hepsi bu. Aslında genel olarak kitap hiç de tahmin edip beklediğim yönlerde ilerlemedi, yazar yeni karakterler ve yeni olasılıklar ekleyerek içeriği biraz zenginleştirmiş. Öyle ki, istese seriyi bir kitap daha uzatabilirdi bence, bunun için yeterli malzeme elde etmiş. Ama tabii ki nasılsa YA yazıyorum lafı çok uzatmayalım diye biraz yüzeysel bir kurgu yazıp seriyi sonlandırmış. Şikayetim var mı? Hiç yok. Yine de yazarın birçok şeyi sanki bahsetmeyi unutmuş gibi havada bıraktığını düşündükçe daha çok fark etmemek elde değil.

Spoilerlı İçerik Başlıyor

Bu kitabın en sevdiğim kısmı tabii ki büyülü içeriği oldu, yani Ateş Sarayı. Ve en büyük hayal kırıklığım da burada daha fazla zaman geçirememiş, daha çok karakter tanıyamamış olmamızdı. Yazar gerçekten her şeyi en basit şekilde anlatmak için elinden geleni ardına koymamıştı. Sanırım bu yönelimi kitabı akıcı kıldığı şikayet etmemem gerekiyor ama isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü diyerek ben hepsini istiyorum. Detaylı da olsun, akıcı da! 

Musa Zaragoza'yla ilgili pek bir şey göremedik yine, sadece rehberlik etti bize ama Artan gerçekten kitaptaki en sağlam ve eğlenceli karakterdi. Artan'ın olduğu her sahneyi keyifle okudum, benim için kitaptan zevk almamın en büyük sebeplerinden biriydi. Artan'ın teyzesinin laneti bozması da detayları pek iyi işlenememiş, oturmamış bir bölümdü ama yine de sonunda bir oh kurtuluyoruz demeden geçemedim. Lanet de lanet, yordu artık. Zaten Halid'in laneti ilk öğrendiğinde çözebilmek için her yola başvurmadığını da bu sayede görmüş olduk. Kibrinden Musa Zaragoza ile iletişime geçmeyip onca kızın ölümüne göz yummak? Tebrikler Halid! Yılın en rezil başrol erkek karakteri ödülüne aday gösterildin.

Rahim'e olanlar ise, yani üzdü sayılır ama çok etkilenmedim. Her yazarın bir kurban vermesi gerekir düşüncesinin sonucu olan bir olay olduğu çok belliydi. Despina'nın bizi ters köşelere boğması ise benim için etkileyiciydi ve okurken şaşırmadım desem yalan olur. Despina-Celal ilişkisi aşırı derecede havada kalan şeylerden birisiydi. Kitabın sonunda Tarık'ın Yasemin'e ayarlanması muhabbeti de neydi öyle ya? Eski sevgiline çöpçatanlık da yapma be Şehrazad. İlla bütün karakterler birbirini bulup mutlu olacak diye bir şey yok sonuçta, Tarık'ın pılını pırtını toplayıp Şehrazad'ın hayatından tamamen çıkmış olması gerekiyordu. Bu olayla fark ettim ki young-adult klişeleri artık beni bayıyor.

          

Cihangir'in kitap sonunda yarattığı drama da dünyanın en gereksiz sahnesiydi. Size o sahnenin arka planını açıklayayım: Yazar kötü karakterinin bir baba olduğunun farkında ve atsan atılmaz satsan satılmaz ben ne yapacağım bununla diye düşünüyor. Hapse atsak sonuçta Şehrazad'ın babası, babasının yıllarca altındaki hapiste eriyip gittiğini görerek mutlu sona ulaşamaz. Sürgüne yollasak da aklı hep onda kalacak. Eh, öldürelim bari. Ama bari son anında bir fedakarlık yapsın da biraz da olsa 'baba' karakterine yakışır bir son olsun. Tebrikler sevgili yazarım güvenli bölgeden çıkmayıp politik davranayım derken bayağı bayat bir sahne yazmış oldunuz siz de...

Spoiler Bitti

Bütün akıcılığı, kurgunun beklenmedik bir yön alması ve ters köşeleriyle kendini sevdirebilen bir kitap oldu Gül ve Hançer benim için. Yine de, bütün bunlara rağmen kurgudaki bayatlıklardan tam olarak arınamamıştı. Bu yüzden bir puan kırdım. Uzun zamandır bir seriye veda etmek bu kadar kolay olmamıştı. Tekrar görüşmemek üzere, sevgili serim. Hoşça kal...

Gazap ve Şafak Serisi Yorumlarım:

 

Yazar: Renée Ahdieh      Çevirmen: Dilan Toplu      Yayınevi: Pegasus

 Sayfa Sayısı: 416      GoodReads Puanı: 4.06



2 yorum :

  1. Seriyi yeni görüyorum ama pek sevmemissiniz anladigim kadariyla. Belki ilk kitaplarina bir sans verilse devami da okunabilir dediginiz gibi.Elinize saglik��

    YanıtlayınSil